Bu masa ne düşler gördü
Ne düşler süpürdü bu rüzgar…

Penceremin sana açılan kanadı her daim gebe
Bir hasret doğuruyor, bir gözlerini
Bir seni getiriyor, bir gidişini
Penceremin sana açılan kanadı
Kapanırken bile ikircikli…

Bu masa ne düş/üşler gördü
Ne düşmüşler geçti burdan yar…

Penceremin pervazı yasemin kokuları getiriyor
Yeni yetme aşkların çığlığını
Erkenci deniz kuşlarını
Penceremin pervazı
Dört mevsim ıtırlı

Bu masa ne üşüyüşler gördü
Ne üşümüşlere oldu har…

Penceremde parmaklık güneşimi bölüyor
Çocukluğum dışarda uçurtma uçururken
Yaşlı ben gençliğime öğütler döktürüyor
Penceremde parmaklık
Beni bana hapsediyor…

Bu masa…