• İletişim
  • Önsöz niyetine

Fareliköy
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Makale
  • Öykü
  • Şiir

Category: Makale


YAZDIĞIMIZ ŞİİR Mİ?

Filed Under: Makale by Bülent Pınarbaşı — Leave a comment
05 Eylül 2011

Tweet

Şiir yazmak pek çok kişiye “kolay” geldiği için, herkes kolayına geldiği
şekilde yazmayı tercih ettiği için bu kadar konuşma ihtiyacı hissediyoruz
üzerinde. Oysa ki yazılı sanatın en zor dalıdır şiir.

Temel yazım bilgisi, hece, uyak… bilmek şiiri okumaya yeter ama yazmaya
yeter mi?

Hayır!..

Öncelikle şiir bir karşı duruştur; bunun kavranması gerek. Var olanı inkar
ve yeniden yoğurma sevdasıdır, muhalefettir. Hem de her şeye… Kendinize
ait bir dünya görüşünüz yoksa, itirazınız da yoktur; itirazınız yoksa
şiiriniz de…

Hepsini üst üste koyduk… Yetti mi?

Yetmedi…

Bütün bunların yanında, hiç söylenmemiş olanı bulma yükümlülüğü vardır
şairin, olmalıdır. Herkesin kullandığı sözcükleri herkesin sıraladığı
şekilde art arda ekleyip var olanın bir benzerini yaratacaksanız, bu
gereksiz bir çabadır.

Tam da burada imge konusuna denk geliyoruz. En az iki kelime bir imge
oluşturur ve en az bir imge şiir için mutlak gerekliliktir. Başka türlü
yazdığınız şarkı sözü olur, şiirimsi metin olur, keyif veren bir okuma
parçası olur ama şiir olmaz.

“Ben yazdım oldu…”

Olur elbette… Yazarsınız, yayımlarsınız, adını şiir koyarsınız, kabul
ettirirsiniz. Peki yazıp oldurduğunuz “şiir” çok değil, bir on yıl
sonrasında okunduğunda okuyucuya bir şey aktaracak mı? Yoksa üç vakte kadar
internet çöplüğündeki yüzbinlerce çalakalem karalamayla birlikte siberalemin
derinliklerinde kaybolup gidecek mi?

Yani özetle… siz istediğiniz kadar yazdığınıza şiir, kendinize şair sıfatı
yakıştırın; gelecekte yazdıklarınızı okuyanlar size şair diyecek mi?..

Comment

YAZAR ÖRGÜTLERİ NE İŞE YARAR?

Filed Under: Makale by Bülent Pınarbaşı — Leave a comment
05 Eylül 2011

Tweet

İzmirli sanatçı dost Ahmet Günbaş, Eylül 2006 tarihinde kaleme aldığı bir yazısında diyor ki:
“…Telif hakları ,her nedense Türkiye’de popülist şarkıcılarla şarkı sözü yazarlarının sorunu gibi algılanmakta.Ne yazık ki ‘bir yazarın telif hakkı’na –ünlüler dışında- duyarsız kalınmakta çoğu zaman.
Örneğin; ‘pazarlanmış tanıtım yazarları’ çift yanlı ödenek alırken (hem yayınevinden,hem yayın organından),her nedense bağımsız tanıtım yazarlarına tek kuruş ödenmez doğru dürüst! Utana sıkıla anımsatırsın es geçilir.Bunun ‘bir emek gaspı’ olduğunu belirtirsin,susulur; üstelik o yayın organının kapıları sonsuza değin yüzünüze kapanır.İşin garibi onca yazar örgütünden ses soluk çıkmaz!..”

Metnin tam da burasında takıldım kaldım. Sevgili Günbaş, aslında çok da önemli bir yaraya parmak basıyordu çünkü…

Özellikle sanal ortamdaki denetimsizlikle birlikte artan “eser hırsızlığı” ve “telif” konusunda bu güne kadar hiçbir derneğin, sendikanın, edebi örgütün havanda su dövmekten öteye gittiğini maalesef göremiyoruz.

Bu konuda Türkiye’de üç önemli tüzel kuruluş öne çıkıyor. Bunlardan biri ve ilki TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), ikincisi TYS’na alternatif olarak kurulan Edebiyatçılar Derneği ve PEN. PEN, uluslararası bir yapılanma biçimi olarak, bu sayılanlar arasında şu an için en faal görüneni…

Ancak, yukarıda adı geçen kurumların hiçbiri derde derman olacak aktiviteye sahip değil. Bu örgütler, asıl amaçlarını ötelemiş, politikaya bulaşarak kısır çekişmelerle zaman kaybeden bir görünüm sergilemekteler.

Peki; bu tüzel kuruluşların üyeleri kim? Yine yazarlar… Amaçları ne? Yazar haklarını korumak, iyileştirmek…

“Alacağına şahin, borcuna karga” bir tavır sergileyen bu örgütler, özel ilişkileri sayesinde -bir nebze de olsa- kendi üyelerinin mağduriyetini giderirken, kendilerinden olmayanı “başının çaresine bakmak üzere” yalnız bırakıyorlar.

Kuruluş amacı yazın emekçilerini desteklemek, arka çıkmak olan edebiyat örgütleri, içsel çekişmelerden dolayı çoğu zaman kendi yazarının hakkını da koruyamıyor elbette. Örgüt liderliğini ele geçirmiş olanlar, yerlerini sağlam tutabilmek için diğer üyelerin ayağını kaydırmaktan, kendi tabanlarını kuvvetlendirmeye çalışmaktan yorgun düşüyor ve sonuçta sözkonusu örgütlerin hemen hepsi “ses var görüntü yok” etkisiz eleman haline geliyor.

Peki yazar, hele hele örgütsüz yazar ne yapacak? Tırnağı varsa, başını kaşıyacak…

Hal böyle olunca, medya devlerinin at koşturduğu yayıncılık dünyasında, ayaklar altında ezilen maalesef “yalnızlaştırılmış” yazarlarımız oluyor. Ekmeğini kalemiyle kazanan yazar taifesinin tek kazanç kapısı “telif”i bir yana bırakın, artık bazı uyanık dergi sahipleri “isimlerini edebiyat dünyasına duyurmak” bahanesiyle genç yetenekleri avutup yazılarını yayımlarken, üste bir de işgaliye parası alıyor. Bu durum karşısında tepki vermesi, onurlu bir duruş sergilemesi gereken yazar örgütleri ise üç maymunu oynuyor. Edebiyat dergilerinin kitap tanıtım bölümleri reklam panosu olmuş, medya kartelinin vitrine çıkmasını istediği yayınlar dışında tüm yazar ve eserlere kapatılmış durumda; yazar örgütleri bunu da görmezden geliyor. Yakın geçmişte bir gazete 40 kadar yazı emekçisinin işine son verdi; adının içinde “sendika” kelimesi geçen de dahil olmak üzere, yihe hiçbir yazar örgütünden tepki gelmiyor.

Yazının bu noktasında güçbirliğinden, yazar örgütlerinin ortak hareket etmesinden vs. bahsedeceğim ama kendi içinde birlik olmayı başaramayan örgütlerin başka kuruluşlarla kolkola hareket etmesini ummak, ütopya ötesi bir şey… Örgütlerin ve yazın emekçilerinin işbirliği yapmasını bir yana bırakın, edebiyat dünyası intihal kavgaları, yararsız polemikler ve çekişmelerle çalkalanıyor.

Oysa yazın işi arınmış yürek, idealist düşünce tarzı gerektirir.

Olan ve olması gereken meydandayken; yazın emekçileri bencillik ve bireysellikten sıyrılıp alternatif bir örgütlenme gerçekleştirerek “olması gerektiği gibi” haklarını koruyup yayınevleri ve diğer benzer ticari kuruluşlar üzerinde baskı unsuru oluşturamaz mı?

Oluşturamaz… Çünkü hiç birimiz, taşın altına elimizi uzatmaya tenezzül etmiyoruz.

Çuvaldızı kendimize batıralım mı?

(17,10,2007)

Comment
« Older Entries
Newer Entries »
  • GRAFİK ÇALIŞMALARIM

    araynoel sahil-radyo-dosya3 nitc-ilan
  • Son Yazılar

    • BUZ TUTTUM SICAKLIĞINDA
    • Küçük Kadın
    • DÜŞLER DENİZİ
    • KÜÇÜREK
    • TELAŞ
    • DUR ARKADAŞ!
    • İZMİRLİ NE YAPTI?
    • SENİN YÜZÜNDEN
    • YAZDIĞIMIZ ŞİİR Mİ?
    • YOLCULUK
    • ARABESK SATRANÇ
    • AŞK DÜŞ/ÜNCE AKLA…
    • YAZAR ÖRGÜTLERİ NE İŞE YARAR?
    • SENİ SEVİYORUM; ÇÜNKÜ…
    • SON AKŞAM YEMEĞİ
    • Oysa denizin aklına gelmez hiç martısız kalacağı…
    • ÇARESİZ
    • AŞK; BENİ SENSİZ BIRAKMA
    • KUŞTAN SESLER KOROSU
    • BOYNU BÜKÜK
  • Arşivler

    • Ocak 2012
    • Aralık 2011
    • Eylül 2011
    • Temmuz 2011
    • Nisan 2011
    • Şubat 2011
    • Ocak 2011
    • Aralık 2010
    • Kasım 2010
    • Ekim 2010
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
  •  

    Mayıs 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28293031  
  • Son Yorumlar

    • KÜÇÜREK için facebook mobile
    • İki Damla için Zayıflama damlası
    • Bitmeyen… için Buharlı mop
    • AKIL TUTULMASI için hoamicemi
    • Bitmeyen… için watch shows online
  • Etiketler

    AKP anka araştırma ayrılık aşk buz damla demokrasi değişim düş Ergenekon Hablemitoğlu ikarus iki karanlık korku kuş makale masa necip pencere pervaz seviyorum suikast takiyye ölüm öykü şiir
  • Arşiv

    • Ocak 2012
    • Aralık 2011
    • Eylül 2011
    • Temmuz 2011
    • Nisan 2011
    • Şubat 2011
    • Ocak 2011
    • Aralık 2010
    • Kasım 2010
    • Ekim 2010
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
Powered by WordPress & Web Design Company
[ Back to top ]