Ölüm her zaman insan aklinda bir bilmece. Bazen heyecan, cogu kez korkuyla beklemistir bu davetsiz misafiri ademoglu. Cogumuz bu konuda dusunduklerimizi kelimelere dokmekten cekinirken, sairler soylemediklerini birakmamislar…
Olmek yetmiyor
Olumsuzlugu kazanmaya
Olmemek de…
Resit Ergener boyle demis. Olumle en cok ugrasan ve olum korkusunu her zaman siirlerinin bir kosesine yerlestiren Umit Yasar Oguzcan ise vakitsiz olumlerden dertlenmis Takvimli Saat siirinde:
Tanrim paran yoksa biz verelim
Kendine bir saat al
En iyisinden
Bir daha zamani sasirma
Vakitli vakitsiz oldurme bizi…
Beklemek zor gelmis olmali ki, kendi vaktini kendi belirledi bu “sevgilerin sairi”. Suat Taser “E” isimli siirinde “…hünerdir insanca yasayip insanca olmek de” diyerek yaklasmis bu bilinmeyene. Kimi sairimiz ise isi kumara dokup oyun oynamayi yeğlemis
Uzayacaga benzer
Tutustugumuz lades
Isi ucu birakip
Mezarliga nazir
Bir eve tasindim
Olum, sen beni aldatamazsin
Aklimda!
diyen Behcet Necatigil, ayni zamanda medet umuyor olumun sessizliginden:
Biliyorum saadet
Bana dunyada gelmez,
Olumu bekliyorum..
Rifat Ilgaz tur seciyor olmek icin
Olecek misin ya bir meydanda ol,
Ya da dag basinda kavgan icin
Boyle yatakta miskince olme…
Yunus Emre sonsuzluk olarak bakiyor olume
Olumden ne korkarsin,
Korkma ebedi varsin
Olum korkusu mudur, yoksa yasama sevinci midir bilinmez, Cahit Sitki’nin her dizesinde yer etmistir olum…
Olduk olumden birseyler umarak
Bir buyuk boslukta bozuldu buyu.
Nasil hatirlamazsin o turkuyu,
Gok parcasi, dal demeti, kus tuyu,
Alistigimiz bir seydi yasamak.
diyor ama, yine de olume siginiyor zor zamanlarinda
Sozunde durmadi mavi gokler;
Gun karariyor gitgide olum.
Aksam yeli nedameti soyler;
Nedamet yer etti bende olum.
Tabii Cahit Sitki deyip de 35 Yas’i hatirlamadan olmaz
Neylersin olum herkesin basinda
Uyudun uyanmadin olacak,
Kimbilir nerde, nasil, kac yasinda?
Bir namazlik saltanatin olacak,
Taht misali o musalla tasinda…
Olumden bu kadar cok bahseden ve neredeyse yasaminin tumunu bu dusunceyle geciren sairin olumu de hasta yataginda ve izdiraplar icinde olmustur. Yine de oldugune degil, mezarina getirilen ciceklere uzulur:
Kabrime cicek getirenlere gulerim,
Gafil kisilermis su insanlar vesselam.
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o ciceklerdeyim, ben bu ciceklerim.
Sair Esref’in sikayeti de olumden degil, ziyaretcilerden…
Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah icin;
Gelmesin reddeylerim billah oz gardasimi.
Gozlerim ebna-yi ademden o rutbe yildi kim,
Istemem ben fatiha, tek calmasinlar tasimi.
Ilginctir ama demek gercekmiş insanoglunun korktugunun basina geldigi… Sairin bu dizeleri engel olmamis mezar tasinin calinmasina. Ziya Osman Saba daha cok kaderci olum konusunda
Bir yaprak dokumudur dort yandan.
Bir dostun seninle aglamis gulmus,
Bir sabah gazeteyi acarsin ki;
Olmus!
…
Hangi yilsa o, hangi ayin hangi gunu,
Saati calinca, gelince siran
Nasil yasadiysa habersiz,
Nasil olduyse bunca insan…
Ahmet Kutsi Tecer, sabahleyin olecegini hissediyor ve olunce ne yapmasi gerektigini soyluyor ev sahibine:
Evden cikar cikmaz omuzda tabut,
Sen de eller gibi adimi unut,
Kapimi bir kac gun icin acik tut,
Esyam bakakalsin diye ardimdan.
Cahit Kulebi ise, kendisi olmeden mirasinin paylasilmasini isteyenlerden:
Daha ben olmeden paylasin
Sabrim, zamanim karimin olsun
Iste bos cuzdanim cebimde
Ogullarima kalsin.
Olume dair soz soyleyen bir diger sairimiz Necip Fazil, tabuta nasil sigacagini dusunuyor:
Ciliz vucuduma tam gorunse de
Icim, bu dar yere sigilmaz diyor.
Geride kalanlar hep dovunse de,
Insan birer birer yine giriyor.
Ve Yahya Kemal… Onun icin ayrica bir sey soylemeye gerek yok, cunku Sessiz Gemi’si her seyi anlatiyor:
Artik demir almak gunu gelmisse zamandan,
Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hic yolcusu yokmus gibi alir yol;
Sallanmaz o kalkista ne mendil, ne de bir kol.
Rihtimda kalanlar bu seyahatten elemli,
Gunlerce siyah ufka bakar gozleri nemli.
Biçare gonuller! Ne giden son gemidir bu
Hicranli hayatin ne son matemidir bu!
Dunyada sevilmis ve seven nafile bekler;
Bilmez ki; giden sevgililer donmeyecekler.
Bircok gidenin herbiri memnun ki yerinden
Bircok seneler gecti; donen yok seferinden.
Bir de Tahir Pamir var olumun kiyilarinda dolasan…
Olursem aglamayin
Severek yasadim.
Gogu sevdim,
Daglari sevdim,
Savasa gidenleri,
Savastan donenleri sevdim.
Oldumse oldum dostlarim
Arkamdan aglamayin
Bilin ki olumu de
Sevdim…
Biraz da eskilere donelim bakalim onlar ne demisler hayatin bitmesi ya da olumun baslamasi hakkinda…
Sadece yasadigi donemin degil, butun divan edebiyat tarihinin en buyukleri arasinda yer alan Baki, bir turlu Seyhulislam olamadigi icin degerinin anlasilamadigindan yakinip, umudunu olume baglamis:
Kadrini seng-i musallada bilip Baki
Durup el baglayalar karsina yaran saf saf…
Destanlarda boy boylayip soy soylayan Dede Korkut da dunyadan gitmek istemeyenlere bir cift laf soylemis
Kani didigum bey erenler
Dunya manum diyenler
Ecel aldi, yer gizledi,
Fani dunya kime kaldi?
Gelimli gidimli dunya,
Ahir son ucu olumlu dunya.
Ahmet Fakih de olumun herkesin basinda oldugunu bilenlerden
Kiyamet kopacagiz bilhakikat
Kelebek gibi dagila bu insan
Olum bir kapudur gecmek gerekdur
Beraber anda sultan ile coban
Halk ozanı Kaygusuz Abdal tanriya meydan okumus dizelerinde, yakinmis haksizligindan…
Kildan kopru yaratmissin
Gelsin kullar gecsin deyu,
Hele biz soyle duralim,
Yigit isen gec a tanri!
Turk Edebiyatinin ustadlarindan Cenap Sahabettin son dakikalarina kadar siirle yasamis. Iste olumunden az once yazdigi satirlar:
Omrumun defterini iste esefsiz kapadim;
Uyusun hasre kadar topragin altinda adim.
Yahya Kemal “Yasamak zevki nedir bilmez olumden korkan…” demis. Sabahattin Batur da ayni fikirde dizelerinde:
Olum insanlarin icinde
Korkudan once, umitten sonra;
Olum ba besikte, ya esikte,
Olum yasayanlarla ortak.
En iyisi yasarken yasamak…
“Bekleriz bize verilmis olani yasayarak” diyen Melih Cevdet Anday’in fikirleri de hemen hemen ayni kapiya cikiyor…
Hepimiz yasadik, nedir ki zaman!
Olum insanla geldi dunyaya
Insanla gitti dunyadan
Biliyorum, fazla uzadi konu. Ama ne kadar yazsak yine de anlatamiyoruz-anlayamiyoruz olumu ve olume dair olanlari. Her sair baska kosesinden kaldirip bakmis olumun altina, her sair bir turlu tanimlamis. O kadar cok sey soylenmis ki, sanki ozanlar ask ve olum disinda suya sabuna dokunmamis sanirsiniz.
Iste bir sair daha ve bir siir daha olum hakkinda:
Evrenin yasasi herkes olecek
O aci meyveyi er gec yiyecek
Pesinden sac yolup, diz dovulecek,
Dunyayi pek fazla sevmeye degmez.
Simdi gel de katilma Ibrahim Akbulutgil’e. Dedik ya sairlerin baska isi gucu yokmus diye, bazilari biraz daha fazla dokunmuslar olumun bam teline…
Isim mi?
En basta Umit Yasar ki hemen her siirinde umutsuzluk ve olumun kokusu duyuluyor. Veya Cahit Sitki Taranci… Paydos, Olum, Olumden Sonra, 35 Yas ve daha nice siirler yazmis. Bir de o kadar cok olmasa da kiyisindan kosesinden bu bilinmezlige bulasip unutulmaz eserler yaratanlar var. Mesela Yahya Kemal’in Sessiz Gemi’si torunlarimizin torunlari zamaninda bile hatirlanacaktir sanirim. Ziya Osman Saba’nin Olmek Konusunda’si da olum hakkindaki olumsuz eserler icinde olacaktir, tipki Ahmet Kutsi Tecer’in Besbelli ya da Behcet Necatigil’in Lades siirleri gibi. Olmek kolay sairler icin. Cunku onlar biliyorlar ki oldukten sonra bile yasayacaklar eserleriyle asirlarca.
Kalem yazdikca arkasi geliyor yazinin. Ama daha cok bulanmak istemiyoruz olumun karanligina. Yaziyi bitirme gorevini Recep Sukru Apuhan’a veriyoruz:
“Biz olumu ihmal etsek de, o bizi ihmal etmeyecek. Mektuplar yazacak gel diye… Gidecegiz…”
(Şubat 2006)
