• İletişim
  • Önsöz niyetine

Fareliköy
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Makale
  • Öykü
  • Şiir

Archive for Aralık, 2010


AKIL TUTULMASI

Filed Under: Makale by Bülent Pınarbaşı — 1 Comment
30 Aralık 2010

Tweet

Güzel Türkçemizde o kadar güzel veciz sözler var ki, sadece bunları kullanarak konuşabilmek, anlaşabilmek mümkün.

Mesela…

Biri çıkıp da “sizler ‘akıl tutulması’na uğramışsınız” derse, hiç korkmayın yapıştırın cevabı: “Önce iğneyi kendine batır, sonra çuvaldızı başkalarına batırırsın!..”

Çünkü fizik kanunları her şeyin bir sebep-sonuç ilişkisiyle zincirleme bağlı olduğunu öngörür. Yani başka bir deyişle; hiçbir şey yoktan var olmaz, varken de tehdit ve zorbalıkla yok edilemez.

Velev ki ortada bir ‘akıl tutulması’ var ise, tıpkı güneş tutulması ya da ay tutulması gibi mutlak ve mutlak bir sebebi, bir açıklaması da vardır.

Hani güneş tutulmasında yaşam kaynağımız ile dünya arasına ay girip bizleri geçici de olsa karanlığa sürükler ya… İşte insanın kendine güneş bellediği, gülüşünü gördüğünde içi ısınan, sözünü duyduğunda yaşama sevinci artan önderi ile arasına böyle bir ay parçası girdiğinde ‘akıl tutulması’na uğraması da kaçınılmaz oluyor maalesef.

Durumun daha vahim kısmı ise ayın kendisini güneş sanıp “yakarım, yok ederim” tarzı tehditler savurduğu noktada başlıyor. Oysa hepimiz biliriz ki ayın görevi sadece güneşten aldığı ışığı bizlere yansıtmak, onun aydınlığını gecelerimize taşımaktan ibarettir.

Biz bunu biliriz. Bilir ve gecelerimize güneşimizin ışığını taşıdığı için minnet de duyarız. Ancak ay aylığını bilmezse ve ‘küçük dağları ben yarattım’ edasıyla olmayan kudretiyle yakıp yok etmeye kalktığında düştüğü komik duruma da sadece güleriz.

***

Veciz söz dedik ya… Mesela bir de ‘dinime küfreden müslüman olsa bari’ sözü var.

Olgunluk ve nezaketten söz ederken hemen bir alt satırda kişilere karşı “iğrenç, aptal” vb. sözler sarfeden aymazlar için de bu vecize aklımızın bir köşesinde her daim bulunmalıdır kanımca.

Başkalarına akıl verecek yetiyi kendisinde bulanların söyledikleriyle yaptıklarının örtüşmediğini gördüğünüzde akıl tutulmasına uğruyorsanız, önce bu sözü hatırlayın, üstüne bir de şunu ekleyin: “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.”

Tabii meseleyi dışarıdan takip ediyorsanız ve böyle bir durumla karşılaştıysanız, yukarıdaki vecizemiz sizi kesmez. Bu gibi durumlarda “imam yellenirse cemaat hacet giderir” diyebilirsiniz rahat rahat.

“Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa” demiş yıllar önce Veysel… Başka başka fikirlerin sentezlenip harmanlamasıyla doğrunun bulunup uygulanmasına biz ‘demokrasi’ diyoruz. Herkes için demokrasi özlemiyle yola çıkmış insanların başına geçip beğenmediğiniz fikirleri susturmaya çalıştığınızda, yazılanları sildiğinizde, yazanları-söyleyenleri yok saydığınızda birileri de çıkıp sizi yok sayıyorsa üzülmeyin; sizin icin de bir veciz sözümüz var: “Balık baştan kokarmış.”

***

Evet güzel yurdumun güzel insanları… “Korkunun ecele faydası yok”muş ve “su akar yolunu bulur”muş. Sebebi ne olursa olsun, tıpkı güneş tutulması gibi, şu günlerde yaşanan akıl tutulması da geçicidir, geçecektir.

Gönül istiyor ki herkes yerini bilsin, bizler de güneşi ayrı, ayı ayrı sevelim sayalım. Aksi durumda herkesin “ne ekerse onu biçeceği” aşikardır.

Ay haddini aşıp kendini büyük görmeye, güneşi gölgelemeye kalkarsa hep bir ağızdan Bulutsuzluk Özlemi’nin şarkısını söylemeye başlarız: “Güneşimden kaç…”

…Çünkü biz o güneşi çook özledik!..

Comment

DEĞİŞİM ÖNCE SÖZDEN BAŞLAR

Filed Under: Makale by Bülent Pınarbaşı — 1 Comment
24 Aralık 2010

Tweet

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum…

Bugüne kadar hep “AK”lığıyla övünen parti, mızrak çuvala sığmamaya başlayınca söylem değiştirdi. “CHP’ de falanca tarihte şöyle yapmıştı, ona neden tepki göstermiyorsunuz?”, “MHP de zamanında  böyle böyle söylemişti ona neden itiraz etmemiştiniz?” ve saire ve saire…

Pek muhterem Başbakanımızın deyişiyle seslenmek gerek sanırım bu tarz değişikliğine. “Velev ki” yaptılar, ettiler, söylediler… Sui misal misal olabilir mi ey sayın iktidara muktedir milletimin vekilleri? Yanlışı düzeltmek iddiasıyla erke talip olan, üstüne bir de bu gücü ele geçiren parti de aynı hataları devam ettiriyorsa kendi farklılığından bahsedebilir mi?

Madem ki aynı düzen devam ettirilecek; yeni yeni partiler kurmaya, yeni insanları vekil yapmaya gerek var mıydı? Saadet’in suyu mu çıkmıştı?

Bir başka söylem değişikliği daha var takıldığım…

Toplumun btün kesimlerini kucaklayacağını, birleştirici ve bütünleştirici olacağını her fırsatta vurgulayarak memleket sathına seslenen mümtaz Ak Parti ileri gelenleri  giderek dut yemiş bülbüle dönmüş, konuşmaya devam edenler ise “yüzde 58 bizim arkamızda” diyerek arkalarındaki desteğin büyüklüğünden dem vurmaya başlamışlardır.

Şimdi buna karşılık, 1982 Kasımında bu halkın yüzde 92’sinin bugün bizzat Ak Parti tarafından yerden yere vurulan anayasaya destek verdiğini söyleyeceğim; o zamanın şartlarını, koşullarını öne sürüp “konjonktürel durumlar konu dışıdır” diyecekler.

1938’in 10 Nisan’ında Avusturya ve Almanya’nın birleştirilmesi ve liderin de Adolf Hitler olması yönünde yapılan referandumda evet oylarının yüzde 98 çıktığını hatırlatsam, Ergenekoncu ilan edilip Silivri Tatil Köyü’ne davet edilmem büyük ihtimal…

Çoğunluğun her zaman doğruyu işaret edemeyeceğini felsefi verilerle anlatmaya kalksam, demokrasi düşmanı bile olurum mazallah…

Hitler dedim de…

Haksızlık yapmayalım, arada fark var…

O hiç değilse yahudilerden sabun yapıp değerlendiriyordu.

Bizimkiler?..

Ne kadar muhalif varsa Silivri toplama kampına atıp çürümeye terk ediyorlar…

Silivri deyince bir başka söylem değişikliği daha gözümüze çarpıyor. Düne kadar hoşlarına gitmeyen her kararda yargıya yüklenen hükümet; sözkonusu Balyoz, Ergenekon vs. olduğunda en cevval hukuk savunucusundan daha fazla sahip çıkıyor Ergenekon savcı ve yargıçlarına…

Terör örgütü üyesi olduğunu bizzat deklare eden/bilinen kişiler sınır kapılarında davullu zurnalı şenlik alaylarıyla karşılanırken; Silivri F Tipi Ceza ve Tutukevinde bu ülkenin askeri, doktoru, profesörü, yazarı, gazetecisi… sadece ve sadece “kuvvetli suç şüphesi” mazeretiyle 3 yıldır tutklu kalabiliyor.

Dayanağı olmayan bir ihbar mailiyle her an kapısının çalınma tedirginliğinde yaşıyor artık aydınlarımız…

Gizli tanıklara bakıyorsunuz; ya PKK itirafçısı, ya değişik suçlardan hüküm giymiş insanlar…

Tutuklulara bakıyorsunuz; hepsi aynı örgüte üye olmakla suçlanıyor ama pek çoğu ilk kez mahkeme salonunda tanışıyor.

İddianameye bakıyorsunuz; Ahmet Tuncay Özkan yerine  meşhur(!) hahamımız Tuncay Güney’in adı yazılmış… Her yerinden tutarsızlık akıyor.

…Sonra bir de dönüp Deniz Feneri’ne bakalım demeyin sakın. Çünkü o Deniz Feneri’nin bu Deniz Feneri ile alakası yok. Yoksa koskosa yargı bu kadar zaman soruşturma başlatmaz mıydı?..

“Bu kadarcık söylem değişikliği kadı kızında da olur” diyorsanız eğer, devamı var…

Mesela gözlerinden inci tanelerini akıta akıta okuduğu idam edilen gencin mektubunun ardından ne diyerek referanduma “evet” oyu istemişti  RTE?..

“Evet deyin ki darbecilerden hesap soralım!”… Şimdi ne diyorlar? Hiç bir şey… Çünkü söyleyecek sözleri yok. Bir şeyler gevelemeye çalışanlar ise zamanaşımından falan bahsediyor.

Peki sormazlar mı adama “oy isterken zaman aşımını bilmiyor muydunuz?” diye?

Yetmedi mi?..

İleri demokrasiye kavuştuk ya, Cizre’de polise taş, molotof atmak serbest; üniversitelerde muhalif eylem yapmak yasak…

Her türlü cemaat örgütlenmesi masum; ÇYDD, ADD ve bilumum benzeri kuruluşlar külliyen Ergenekoncu…

Alkollü içki ve sigara mamüllerinin bırakınız reklam/tanıtımı, satışı bile yasak; ama silah zararsız, 5’e kadar  ruhsat almak serbest…

Nasıl?

Takiyye mi?

Yok canıım, nereden çıkarıyorsunuz…

Sadece “ileri demokrasi” hızla ilerlemeye devam ediyor!..

Tags: AKP, değişim, demokrasi, Ergenekon, takiyye
Comment
« Older Entries
  • GRAFİK ÇALIŞMALARIM

    araynoel sahil-radyo-dosya3 nitc-ilan
  • Son Yazılar

    • BUZ TUTTUM SICAKLIĞINDA
    • Küçük Kadın
    • DÜŞLER DENİZİ
    • KÜÇÜREK
    • TELAŞ
    • DUR ARKADAŞ!
    • İZMİRLİ NE YAPTI?
    • SENİN YÜZÜNDEN
    • YAZDIĞIMIZ ŞİİR Mİ?
    • YOLCULUK
    • ARABESK SATRANÇ
    • AŞK DÜŞ/ÜNCE AKLA…
    • YAZAR ÖRGÜTLERİ NE İŞE YARAR?
    • SENİ SEVİYORUM; ÇÜNKÜ…
    • SON AKŞAM YEMEĞİ
    • Oysa denizin aklına gelmez hiç martısız kalacağı…
    • ÇARESİZ
    • AŞK; BENİ SENSİZ BIRAKMA
    • KUŞTAN SESLER KOROSU
    • BOYNU BÜKÜK
  • Arşivler

    • Ocak 2012
    • Aralık 2011
    • Eylül 2011
    • Temmuz 2011
    • Nisan 2011
    • Şubat 2011
    • Ocak 2011
    • Aralık 2010
    • Kasım 2010
    • Ekim 2010
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
  •  

    Aralık 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Kas   Oca »
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728293031  
  • Son Yorumlar

    • KÜÇÜREK için facebook mobile
    • İki Damla için Zayıflama damlası
    • Bitmeyen… için Buharlı mop
    • AKIL TUTULMASI için hoamicemi
    • Bitmeyen… için watch shows online
  • Etiketler

    AKP anka araştırma ayrılık aşk buz damla demokrasi değişim düş Ergenekon Hablemitoğlu ikarus iki karanlık korku kuş makale masa necip pencere pervaz seviyorum suikast takiyye ölüm öykü şiir
  • Arşiv

    • Ocak 2012
    • Aralık 2011
    • Eylül 2011
    • Temmuz 2011
    • Nisan 2011
    • Şubat 2011
    • Ocak 2011
    • Aralık 2010
    • Kasım 2010
    • Ekim 2010
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
Powered by WordPress & Web Design Company
[ Back to top ]