Güzel Türkçemizde o kadar güzel veciz sözler var ki, sadece bunları kullanarak konuşabilmek, anlaşabilmek mümkün.
Mesela…
Biri çıkıp da “sizler ‘akıl tutulması’na uğramışsınız” derse, hiç korkmayın yapıştırın cevabı: “Önce iğneyi kendine batır, sonra çuvaldızı başkalarına batırırsın!..”
Çünkü fizik kanunları her şeyin bir sebep-sonuç ilişkisiyle zincirleme bağlı olduğunu öngörür. Yani başka bir deyişle; hiçbir şey yoktan var olmaz, varken de tehdit ve zorbalıkla yok edilemez.
Velev ki ortada bir ‘akıl tutulması’ var ise, tıpkı güneş tutulması ya da ay tutulması gibi mutlak ve mutlak bir sebebi, bir açıklaması da vardır.
Hani güneş tutulmasında yaşam kaynağımız ile dünya arasına ay girip bizleri geçici de olsa karanlığa sürükler ya… İşte insanın kendine güneş bellediği, gülüşünü gördüğünde içi ısınan, sözünü duyduğunda yaşama sevinci artan önderi ile arasına böyle bir ay parçası girdiğinde ‘akıl tutulması’na uğraması da kaçınılmaz oluyor maalesef.
Durumun daha vahim kısmı ise ayın kendisini güneş sanıp “yakarım, yok ederim” tarzı tehditler savurduğu noktada başlıyor. Oysa hepimiz biliriz ki ayın görevi sadece güneşten aldığı ışığı bizlere yansıtmak, onun aydınlığını gecelerimize taşımaktan ibarettir.
Biz bunu biliriz. Bilir ve gecelerimize güneşimizin ışığını taşıdığı için minnet de duyarız. Ancak ay aylığını bilmezse ve ‘küçük dağları ben yarattım’ edasıyla olmayan kudretiyle yakıp yok etmeye kalktığında düştüğü komik duruma da sadece güleriz.
***
Veciz söz dedik ya… Mesela bir de ‘dinime küfreden müslüman olsa bari’ sözü var.
Olgunluk ve nezaketten söz ederken hemen bir alt satırda kişilere karşı “iğrenç, aptal” vb. sözler sarfeden aymazlar için de bu vecize aklımızın bir köşesinde her daim bulunmalıdır kanımca.
Başkalarına akıl verecek yetiyi kendisinde bulanların söyledikleriyle yaptıklarının örtüşmediğini gördüğünüzde akıl tutulmasına uğruyorsanız, önce bu sözü hatırlayın, üstüne bir de şunu ekleyin: “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.”
Tabii meseleyi dışarıdan takip ediyorsanız ve böyle bir durumla karşılaştıysanız, yukarıdaki vecizemiz sizi kesmez. Bu gibi durumlarda “imam yellenirse cemaat hacet giderir” diyebilirsiniz rahat rahat.
“Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa” demiş yıllar önce Veysel… Başka başka fikirlerin sentezlenip harmanlamasıyla doğrunun bulunup uygulanmasına biz ‘demokrasi’ diyoruz. Herkes için demokrasi özlemiyle yola çıkmış insanların başına geçip beğenmediğiniz fikirleri susturmaya çalıştığınızda, yazılanları sildiğinizde, yazanları-söyleyenleri yok saydığınızda birileri de çıkıp sizi yok sayıyorsa üzülmeyin; sizin icin de bir veciz sözümüz var: “Balık baştan kokarmış.”
***
Evet güzel yurdumun güzel insanları… “Korkunun ecele faydası yok”muş ve “su akar yolunu bulur”muş. Sebebi ne olursa olsun, tıpkı güneş tutulması gibi, şu günlerde yaşanan akıl tutulması da geçicidir, geçecektir.
Gönül istiyor ki herkes yerini bilsin, bizler de güneşi ayrı, ayı ayrı sevelim sayalım. Aksi durumda herkesin “ne ekerse onu biçeceği” aşikardır.
Ay haddini aşıp kendini büyük görmeye, güneşi gölgelemeye kalkarsa hep bir ağızdan Bulutsuzluk Özlemi’nin şarkısını söylemeye başlarız: “Güneşimden kaç…”
…Çünkü biz o güneşi çook özledik!..
